Klinik Psikolog | Okul Psikoloğu & Rehberlik Uzmanı
Psikolojik destek süreci; bireyin duygusal, bilişsel ve davranışsal işleyişini bilimsel temeller doğrultusunda değerlendirmeyi ve işlevselliğini artırmayı hedefleyen profesyonel bir süreçtir. Bu süreçte güven, etik ilkelere bağlılık ve uzmanlık temel unsurlardır.
Ben Klinik Psikolog Filiz Kocadağ,
klinik psikoloji alanındaki yüksek lisans eğitimim, okul psikolojisi ve rehberlik alanındaki mesleki deneyimlerim doğrultusunda; çocuk, ergen ve yetişkinlerle yapılandırılmış psikolojik değerlendirme ve danışmanlık süreçleri yürütmekteyim. Çalışmalarımda bireyin akademik, duygusal ve sosyal gelişimini bütüncül bir çerçevede ele alıyorum.
Mesleki uygulamalarımda Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi ve Şema Terapi yaklaşımlarını esas alarak; danışanın ihtiyaçlarına uygun, bilimsel dayanaklı ve etik standartlara uygun müdahale planları oluşturmaktayım. Özellikle okul psikolojisi kapsamında; öğrenci, öğretmen ve veli iş birliğini temel alan rehberlik hizmetlerinin planlanması ve uygulanması üzerine çalışıyorum.
Psikolojik danışmanlık sürecini; yalnızca mevcut sorunların ele alındığı bir alan değil, bireyin kendini tanımasına, baş etme becerilerini geliştirmesine ve psikolojik dayanıklılığını güçlendirmesine yönelik profesyonel bir çalışma alanı olarak değerlendiriyorum. Tüm çalışmalarımda gizlilik, bilimsel yaklaşım ve mesleki sorumluluk ilkelerini ön planda tutmaktayım.
Çocuk ve Ergen Psikolojisi
Çocuk ve ergen psikolojisi; bireyin doğumdan genç yetişkinliğe uzanan gelişim sürecinde yaşadığı duygusal, bilişsel, sosyal ve davranışsal değişimleri ele alan uzmanlık alanıdır. Bu dönemler, kişilik gelişiminin temellerinin atıldığı, benlik algısının şekillendiği ve yaşam boyu sürecek psikolojik yapıların oluştuğu kritik evrelerdir.
Uzman psikologlar, çocuk ve ergenlerin gelişimsel ihtiyaçlarını bilimsel değerlendirme yöntemleriyle ele alarak, hem bireyin hem de ailenin sürece aktif katılımını destekleyen bütüncül bir danışmanlık yaklaşımı benimser.
Çocuk ve ergen psikolojisi alanında danışmanlık süreci, kapsamlı bir gelişimsel değerlendirme ile başlar. Bu değerlendirme; klinik görüşmeler, gözlem, standartlaştırılmış psikolojik testler ve aileden alınan bilgiler doğrultusunda gerçekleştirilir. Amaç; çocuğun veya ergenin gelişimsel özelliklerini, güçlü yönlerini ve desteklenmesi gereken alanları doğru şekilde belirlemektir.
Bu dönemde çocuklar ve ergenler; duygularını tanıma, ifade etme ve düzenleme becerilerini geliştirme sürecindedir. Psikolojik danışmanlık; kaygı, öfke, korku, üzüntü gibi yoğun duygularla baş etme becerilerinin kazanılmasını hedefler. Duygusal farkındalık ve duygusal zeka çalışmaları, bireyin hem içsel denge kurmasına hem de sağlıklı sosyal ilişkiler geliştirmesine katkı sağlar.
Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde görülebilen davranış sorunları, çoğu zaman altta yatan duygusal ya da çevresel etkenlerin bir yansımasıdır. Uzman psikolog, davranışın nedenlerini anlamaya yönelik çalışarak; çocuğun veya ergenin yaşına ve gelişim düzeyine uygun müdahale yöntemleri uygular. Süreçte aileyle iş birliği içinde çalışılarak, kalıcı ve sağlıklı davranış değişiklikleri desteklenir.
Okul yaşamı, çocuk ve ergenlerin psikolojik dünyasında önemli bir yer tutar. Dikkat, motivasyon, sınav kaygısı, öğrenme güçlükleri ve akademik uyum sorunları; psikolojik danışmanlık kapsamında ele alınan başlıca alanlardandır. Amaç; bireyin öğrenme potansiyelini en sağlıklı şekilde kullanabilmesini sağlamak ve okul başarısını psikolojik iyi oluşla birlikte desteklemektir.
Aile, çocuk ve ergen gelişiminin temel yapı taşıdır. Bu nedenle danışmanlık süreci yalnızca bireyle sınırlı kalmaz; ebeveynlere rehberlik sunularak aile içi iletişimin güçlendirilmesi hedeflenir. Sağlıklı sınırlar, etkili iletişim ve güvenli bağlanma, sürecin önemli bileşenleri arasında yer alır.
Özellikle ergenlik döneminde bireyler, kimliklerini keşfetme ve kendilerini tanıma sürecine girerler. Psikolojik danışmanlık; bireyin güçlü yönlerini fark etmesine, sağlıklı bir benlik algısı geliştirmesine ve özgüvenini desteklemesine yardımcı olur. Bu süreç, bireyin gelecekte kuracağı ilişkiler ve yaşam tercihleri açısından büyük önem taşır.
Çocuk ve ergen psikolojisi alanında yürütülen tüm çalışmalar; mesleki etik kurallar, gizlilik ilkeleri ve bilimsel standartlar çerçevesinde gerçekleştirilir. Danışmanlık sürecinde güvenli, yargılayıcı olmayan ve destekleyici bir ortam sağlanır.
Aile ve Çift Danışmanlığı
Aile ve çift danışmanlığı; bireyler arasındaki ilişkisel süreçleri, duygusal bağları ve iletişim örüntülerini ele alan, bilimsel temellere dayalı bir psikolojik destek hizmetidir. Amaç; ilişkilerde yaşanan güçlükleri anlamak, yapıcı çözümler geliştirmek ve sağlıklı, sürdürülebilir ilişki dinamikleri oluşturmaktır.
Danışmanlık süreci; bireylerin ve çiftlerin duygusal ihtiyaçlarını fark etmelerini, ilişkisel sorunları güvenli bir ortamda ele almalarını ve işlevsel iletişim becerileri kazanmalarını destekler.
Aile danışmanlığı, aileyi bir bütün olarak ele alır ve her bireyin sistem içindeki rolünü anlamayı hedefler. Aile içi etkileşimler, iletişim kalıpları, sınırlar ve roller profesyonel bir bakış açısıyla değerlendirilir. Bu süreç, aile bireylerinin birbirlerini daha sağlıklı biçimde anlamalarına ve ilişkisel farkındalık kazanmalarına olanak tanır.
Çift danışmanlığı, partnerler arasındaki iletişim sorunlarını ele alarak duygusal yakınlığı güçlendirmeyi amaçlar. Danışmanlık sürecinde çiftler; duygu, düşünce ve beklentilerini açık ve yapıcı bir biçimde ifade etmeyi öğrenir. Etkili iletişim becerilerinin geliştirilmesi, ilişkide güvenin ve karşılıklı anlayışın artmasına katkı sağlar.
İlişkilerde yaşanan çatışmalar, doğru şekilde ele alındığında gelişim fırsatına dönüşebilir. Danışmanlık sürecinde aile bireyleri ve çiftler; çatışmaların altında yatan duygusal ihtiyaçları fark etmeyi, suçlayıcı olmayan bir dil kullanmayı ve çözüm odaklı yaklaşımlar geliştirmeyi öğrenir. Bu beceriler, ilişkilerde uzun vadeli denge ve uyumun sağlanmasına destek olur.
Evlilik, ebeveynlik, boşanma, yeniden yapılanan aileler ve yaşam geçişleri; aile ve çift ilişkilerinde önemli değişimlere yol açabilir. Danışmanlık süreci, bu geçiş dönemlerinde bireylerin ve çiftlerin yaşadıkları duygusal zorlukları anlamalarına ve yeni denge alanları oluşturmalarına yardımcı olur.
Aile ve çift danışmanlığı, yalnızca sorunları ele almakla sınırlı değildir; aynı zamanda bireylerin ve çiftlerin ilişkisel hedeflerini netleştirmelerine destek olur. Danışmanlar, her bireyin ihtiyaçlarına saygı göstererek ortak hedeflerin belirlenmesini ve ilişkide karşılıklı tatminin artmasını amaçlar.
Danışmanlık sürecinin temel hedefi; karşılıklı saygı, güven ve anlayışa dayalı ilişkiler inşa edilmesini sağlamaktır. Aile ve çift danışmanlığı, bireylerin kendilerini ve birbirlerini daha iyi tanımalarına, duygusal bağlarını güçlendirmelerine ve ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine taşımalarına katkı sunar.
Tüm danışmanlık süreçleri, mesleki etik kurallar ve gizlilik ilkeleri çerçevesinde yürütülür. Danışanların güvenliğini ve mahremiyetini esas alan, yargılayıcı olmayan bir çalışma ortamı sağlanır.
Bireysel Danışmanlık
Bireysel psikolojik danışmanlık; bireyin duygusal, bilişsel ve davranışsal süreçlerinin bilimsel yöntemlerle ele alındığı, yapılandırılmış bir psikolojik destek hizmetidir. Süreç, danışanın ihtiyaçları doğrultusunda planlanmakta ve profesyonel etik ilkeler çerçevesinde yürütülmektedir.
Danışmanlık sürecinin başlangıcında kapsamlı bir psikolojik değerlendirme yapılır. Bu değerlendirme; klinik görüşmeler, gözlemler ve gerekli görülen psikolojik testler aracılığıyla gerçekleştirilir. Elde edilen veriler doğrultusunda danışana özgü bir müdahale planı oluşturulur.
Bireysel danışmanlık sürecinde;
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi
Şema Terapi
yaklaşımları bilimsel temeller doğrultusunda kullanılmaktadır. Bu yaklaşımlar; düşünce, duygu ve davranış örüntülerinin ele alınmasını ve işlevsel baş etme becerilerinin geliştirilmesini amaçlamaktadır.
Bireysel psikolojik danışmanlık kapsamında;
Duygusal zorlanmalar
Kaygı ve stres yönetimi
Duygu düzenleme güçlükleri
Benlik algısı ve öz güven çalışmaları
Yaşam geçişleri ve uyum süreçleri
İlişkisel zorluklar
gibi alanlarda profesyonel destek sunulmaktadır.
Danışmanlık süreci; danışanın gelişimsel özellikleri ve yaşam dönemi dikkate alınarak planlanır. Süreç boyunca yapılandırılmış, güvenli ve yargılayıcı olmayan bir terapötik ortam sağlanır. Seanslar düzenli aralıklarla gerçekleştirilir ve sürecin ilerleyişi periyodik olarak değerlendirilir.
Tüm danışmanlık hizmetleri; mesleki etik kurallar ve gizlilik ilkeleri doğrultusunda yürütülmektedir. Danışan bilgileri, yasal yükümlülükler dışında üçüncü kişilerle paylaşılmaz. Güven ilişkisi, danışmanlık sürecinin temelini oluşturmaktadır.
Bireysel danışmanlık sürecinin temel amacı; danışanın psikolojik işlevselliğini artırmak, duygusal farkındalığını güçlendirmek ve uzun vadede sağlıklı baş etme becerileri geliştirmesine destek olmaktır.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocukluk döneminde başlayan ve bireyin akademik, sosyal ve duygusal işlevselliğini etkileyebilen nörogelişimsel bir bozukluktur. DEHB; dikkat süresinin kısalığı, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu belirtiler bireyin yaşına ve gelişim dönemine göre farklı biçimlerde ortaya çıkabilmektedir.
DEHB, yalnızca “yaramazlık” ya da “isteksizlik” olarak değerlendirilmemeli; bilimsel ölçütler doğrultusunda ele alınması gereken bir gelişimsel durum olarak değerlendirilmelidir.
DEHB; dikkatin sürdürülmesinde güçlük, dürtü kontrolünde zorlanma ve aşırı hareketlilikle karakterize edilen bir bozukluktur. Çocuklarda en sık görülen nörogelişimsel sorunlardan biridir ve belirtiler genellikle okul öncesi dönemde fark edilmeye başlar.
Bu bozukluk üç temel görünüm altında incelenir:
Dikkat eksikliğinin baskın olduğu tip
Hiperaktivite ve dürtüselliğin baskın olduğu tip
Dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin birlikte görüldüğü tip
Her çocukta belirtilerin şiddeti ve dağılımı farklı olabileceği için değerlendirme süreci bireysel olarak ele alınmalıdır.
DEHB’nin ortaya çıkışında tek bir neden yoktur. Güncel bilimsel araştırmalar, bozukluğun genetik, biyolojik ve çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu geliştiğini göstermektedir.
DEHB’nin oluşumunda genetik yatkınlık önemli bir rol oynamaktadır. Aile bireylerinde DEHB öyküsü bulunan çocuklarda görülme olasılığı daha yüksektir.
Gebelik sürecinde annenin sigara, alkol ya da toksik maddelere maruz kalması; erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve doğum komplikasyonları risk faktörleri arasında yer almaktadır. Bu etkenler, beynin dikkat ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgelerinin gelişimini etkileyebilmektedir.
DEHB belirtileri çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre farklılık gösterebilir. Yaygın olarak gözlemlenen belirtiler şunlardır:
Dikkatini ayrıntılara vermekte zorlanma
Uzun süre aynı işe odaklanamama
Yönergeleri takip etmekte güçlük
Organizasyon ve planlama becerilerinde zorluk
Aşırı hareketlilik ve yerinde duramama
Sabırsızlık ve sıra bekleyememe
Dürtüsel davranışlar
Unutkanlık ve eşyalarını sık kaybetme
Bu belirtilerin birden fazla ortamda (ev, okul, sosyal çevre) ve süreklilik göstermesi, tanı açısından önemlidir.
DEHB tanısı, yalnızca gözleme dayalı değil; kapsamlı bir değerlendirme süreci sonucunda konur. Tanı sürecinde;
Çocuğun gelişim öyküsü,
Aileden alınan bilgiler,
Öğretmen gözlemleri,
Klinik görüşmeler
Gerekli görüldüğünde psikolojik değerlendirme araçları
birlikte ele alınır. Tanı koyma yetkisi çocuk ve ergen psikiyatristine aittir.
DEHB, çocuğun akademik başarısını, arkadaş ilişkilerini ve benlik algısını olumsuz yönde etkileyebilir. Dikkatini sürdüremeyen çocuklar öğrenme sürecinde zorlanabilir, bu durum özgüven kaybına yol açabilir. Sosyal ilişkilerde dürtüsellik ve sabırsızlık, akran ilişkilerinde çatışmalara neden olabilir.
Erken dönemde desteklenmeyen DEHB, ilerleyen yaşlarda akademik başarısızlık, kaygı, düşük benlik saygısı ve davranış sorunlarına zemin hazırlayabilir.
DEHB tanısı almış çocuklar için psikolojik destek süreci büyük önem taşır. Uzman psikolog tarafından yürütülen çalışmalar;
Dikkat ve dürtü kontrolü becerilerini geliştirmeyi,
Davranış düzenleme stratejileri kazandırmayı,
Çocuğun akademik ve sosyal uyumunu desteklemeyi,
Aileye danışmanlık sunarak ebeveyn tutumlarını güçlendirmeyi
amaçlar.
Bu süreçte aile, okul ve uzman iş birliği temel unsurdur.
DEHB erken dönemde fark edilip uygun şekilde desteklendiğinde, çocuğun yaşam kalitesi belirgin biçimde artar. Erken müdahale; ikincil psikolojik sorunların önüne geçilmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Çocuğun davranışlarıyla ilgili endişe duyulması durumunda, alanında uzman bir çocuk ve ergen psikiyatristi ve uzman psikologdan destek alınması önerilir.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), erken fark edildiğinde ve doğru destekle ele alındığında yönetilebilir bir süreçtir. Uzman psikolog desteğiyle çocukların akademik, sosyal ve duygusal gelişimleri güçlendirilebilir.
Dikkat, bilişsel işlevlerin temel bileşenlerinden biridir ve öğrenme, problem çözme, karar verme ve günlük yaşam performansı üzerinde doğrudan etkiye sahiptir. Günümüzün yoğun uyaranlara maruz bırakan yaşam koşulları, bireylerin dikkat sürelerini ve odaklanma kapasitelerini zorlayabilmektedir. Dikkat geliştirme çalışmaları, bireyin zihinsel kaynaklarını daha etkili kullanmasını ve bilişsel performansını artırmasını hedefleyen yapılandırılmış bir süreçtir.
Bilinçli farkındalık çalışmaları, bireyin dikkatini yargısız bir biçimde “şu ana” yönlendirmesini amaçlar. Nefes farkındalığı, bedensel duyumlara odaklanma ve kısa farkındalık egzersizleri, zihinsel dağınıklığın azalmasına katkı sağlar. Düzenli uygulandığında bu çalışmalar, dikkat süresini uzatır ve zihinsel esnekliği destekler.
Zihinsel egzersizler, dikkat ve yürütücü işlevlerin güçlendirilmesinde etkili yöntemler arasında yer alır. Problem çözme, strateji geliştirme ve bilişsel esneklik gerektiren oyunlar ve etkinlikler; dikkat kapasitesinin artırılmasına, işlem hızının desteklenmesine ve zihinsel dayanıklılığın güçlenmesine katkı sunar.
Dikkatin sürdürülebilmesi, bireyin bulunduğu çevresel koşullarla yakından ilişkilidir. Çalışma ve yaşam alanlarının sadeleştirilmesi, dikkat dağıtıcı uyaranların azaltılması ve odaklanmayı destekleyen bir düzen oluşturulması, dikkat geliştirme sürecinin önemli bileşenlerindendir. Uygun çevresel düzenlemeler, bilişsel yükü azaltarak daha verimli bir odaklanma sağlar.
Aynı anda birden fazla işle meşgul olmak, dikkatin bölünmesine ve performans düşüşüne yol açabilir. Tek göreve odaklanma becerisinin geliştirilmesi, bireyin bir işi daha kısa sürede ve daha yüksek doğrulukla tamamlamasını destekler. Bu yaklaşım, dikkat sürekliliğini artırırken zihinsel yorgunluğu da azaltır.
Düzenli fiziksel aktivite, beyin sağlığı ve bilişsel performans üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Aerobik egzersizler, yürüyüş ve beden farkındalığı temelli aktiviteler; beyin kan akışını artırarak dikkat, bellek ve zihinsel esneklik gibi işlevleri destekler. Fiziksel ve zihinsel süreçlerin birlikte ele alınması, dikkat geliştirme çalışmalarının etkinliğini artırır.
Dikkat geliştirme, tek bir yöntemle sınırlı olmayan; bireyin bilişsel, duygusal ve çevresel etkenlerinin birlikte ele alındığı bütüncül bir süreçtir. Bilinçli farkındalık çalışmaları, bilişsel egzersizler, çevresel düzenlemeler ve fiziksel aktivite uygulamaları, bireyin odaklanma becerilerini güçlendirerek günlük yaşamda daha dengeli ve verimli bir işlevsellik kazandırır.
Dikkat ve odaklanma becerileri, bilimsel temelli yaklaşımlarla geliştirilebilir. Bütüncül dikkat çalışmaları, zihinsel performansı ve yaşam kalitesini destekler.